Erteleme ve Zaman Yönetimi

Erteleme ve Zaman Yönetimi

  • 2019-05-07

Erteleme

‘Modern çağın sorunlarından’ biri olarak betimlenen erteleme, ‘bugünün işini yarına bırakmak’ olarak da ifade edilebilir (Ferrari, Johnson ve McCown, 1995). Erteleme yeni bir olgu değildir. Ertelemenin amacı kişinin hayatına kısa dönemli haz katmak gibi görünse de bu eğilimin davranışa dönüşmesi insan psikolojisi üzerinde çoğu zaman olumsuz etkiler bırakmaktadır.

Tanımlar farklılaşsa da ortak özelliğinin önceliği daha az olan bir işi, önceliği fazla olan diğer bir işin önüne koymak olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, ertelemenin görevi geciktirme ya da görevden kaçınma gibi sadece davranış boyutunun değil, bilişsel ve duygusal bileşenlerinin de olduğu gözden kaçmamaktadır (Uzun Özer, Demir ve Ferrari, 2013).

Ertelemenin Bileşenleri

Araştırmacılar ertelemenin tek bir yapıdan oluşmayıp farklı bileşenlerden oluştuğunu belirtmişlerdir (Solomon ve Rothblum, 1984). Buna göre, ertelemenin davranışsal bileşeni, görevin başlatılması, yürütülmesi ya da tamamlanması üzerine odaklanmaktadır (Ferrari, 1992). Bu durumda, yapılması planlanan işin gereğinden fazla zaman alması söz konusudur (Rothblum, Solomon ve Murakami, 1986). Kişinin ders çalışmadan kaçınıp televizyon seyretmesi örneği ertelemenin davranış boyutuna örnek olarak gösterilebilir. Buna ek olarak, davranış yönelimli bazı araştırmacılar öz-düzenlemenin erteleme davranışını en güçlü yordayan davranış değişkeni olduğunu belirtmektedir.

Ertelemenin bilişsel bileşeni, bireyler üzerinde olumsuz etkileri olmasına rağmen erteleme davranışına bilinçli olarak karar verme nedenlerine odaklanmaktadır (Karas ve Spada, 2009). Bu doğrultuda öz-yetkinlik, mükemmeliyetçi kişilik özelliği ya da rasyonel olmayan düşünce tarzları gibi bilişsel değişkenler erteleme davranışı çalışmalarında sıklıkla yer almıştır (Bridges ve Roig, 1997; Chabaud, Ferrand ve Maury, 2010; Sirois, 2004). Örneğin, Burka ve Yuen (1983) bireylerin erteleme davranışının doğasında, kırılgan özsaygıyı koruma amacı olduğunu vurgulamaktadır. Bandura (1986) başka bir yaklaşımla ertelemenin düşük öz-yeterlik sebebinden kaynaklandığını belirtmektedir.

Kişinin belli bir zamanda yapması gereken işi başlatamama, sürdürememe ya da tamamlayamama konusunda kişisel bir sıkıntı hissetmesi ertelemenin duygusal parçasını içermektedir. Bu yönde yapılan araştırmalar ertelemenin öznel rahatsızlığına odaklanmaktadır (Burka ve Yuen, 1983; Solomon ve Rothblum, 1984). Bu doğrultuda araştırmacılar erteleme davranışını olumsuz duygulara neden olan kaygı ve endişe ile ilişkilendirmişlerdir (Tuckman, 1991).

Neden Erteleriz?

Ertelemeye katkıda bulunan etmenler göz önünde bulundurulduğunda, bu kavramın tanımında olduğu gibi kuramcı ve araştırmacıların ulaştığı ortak bir nokta olmadığı görülmektedir. Buna göre, psikoanalitik kuramcılar erteleme nedenlerini, kaygıdan kaynaklanan kaçınma davranışı ile açıklarken; ertelemenin aşırı talepkâr ya da aşırı hoşgörülü anne-baba tutumuna karşı gösterilen bir tepkiden olduğunu belirtmektedirler (bknz, Ferrari ve diğ., 1995). Bilişsel Davranışçı görüşü benimseyen kuramcılar, ertelemenin kişilerin sahip olduğu akılcı olmayan düşüncelerden kaynaklandığın belirtirken (Burka ve Yuen, 1983; Ellis ve Knaus, 1977, Uzun Özer ve diğ., 2013); davranışçı görüşe göre erteleme kişilere kısa dönemli haz sağlayan öğrenilmiş bir davranıştır (Lamba, 1999). Akılcı Duygusal Davranış Yaklaşımını benimseyen kuramcılar ise ertelemenin duygu düşünce ve davranış örüntüsünü ortaya koymuşlardır. Ertelemenin nedenlerin, görevden hoşlanmama, tembellik, sınav kaygısı, düşük öz-saygı, yetersiz öz-düzenleme, olumsuz değerlendirilme korkusu (, öğrenilmiş çaresizlik, dışsal denetim odağı, mükemmeliyetçi kişilik özelliği  ya da başarısızlık korkusu  olduğunu araştırmalar göstermiştir.

İçsel çatışmalarımız. Bir işte başarısız olacağımız veya yeterince başarılı olamayacağımız endişesini taşıdığımızda daha sıklıkla erteleme davranışında bulunduğumuzu fark edebiliriz. Buna ek olarak, kaygılı bir yapıdaysak “ya şöyle olursa, ya böyle yaparsam” gibi düşüncelerle kaygı oranımızı artırabilir ve daha fazla erteleme davranışı gösterebiliriz.

Yetiştirilme biçimimizKimimiz erteleme davranışını erken yaşlarda dolaylı yollardan ailemizde öğreniyoruz. Erteleme davranışı üzerinde uzman olan Dr. Joseph Ferrari, ertelemenin otoriter (sert ve kontrolcü) ebeveynlerce yetiştirilen çocuklarda kendilerini düzene sokma becerisinin yeterince gelişememesinden kaynaklanan tepkilerden biri olduğunu belirtiyor.

Kişilik özelliklerimiz. Sosyal bilimciler, zaman perspektifinin (geçmiş yönelimli, şimdiki zaman yönelimli veya gelecek yönelimli olmak) erteleme davranışına yol açan kişilik özelliklerinden biri olabileceğini düşünmekte. Geçmiş deneyimlerimizin ve gelecek beklentilerimizin davranışlarımız üzerindeki etkilerini düşününce erteleme davranışımızın nedenleriyle ilgili farkındalığımız artabilir. Yapılan araştırmalar kronik olarak deneyimlenen erteleme davranışının depresyon, suçluluk duygusu, kaygı, akıl dışı düşünme yatkınlığı ve düşük özgüven gibi etmenlerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Diğer erteleme nedenleri de şunlardır:

Başarısız zaman yönetimi, Dikkat toplama sorunu, Korku ve kaygı, Olumsuz inançlar., Kişisel sorunlar, Konuyu sıkıcı bulmak, Gerçekçi olmayan beklentiler ve mükemmeliyetçilik, Başarısızlık korkusu

Erteleme ile Baş Etme Yolları

Erteleme ve sebeplerine sıklıkla yer verilirken; bu davranışın azaltılmasına yönelik olarak yapılan çalışmaların sınırlı olduğu gözden kaçmamaktadır (Kutlesa, 1998; Schubert ve diğ., 2000). Erteleme nedenlerine yönelik olan araştırmaların sonuçları, birçok sorunu beraberinde getiren ertelemenin üstesinden gelinmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermiş ve bu doğrultuda ertelemenin azaltılmasına yönelik bazı uygulama önerilerinde bulunmuştur (Ferrari, 2010; Lay, 2004; Wadkins, 1999). Buna göre, bir grup araştırmacı (Walker, 2004) grupla psikolojik danışma uygulamalarının ertelemenin üstesinden gelmeye yönelik olarak faydalı bir uygulama olabileceğini önerirken, Mandel (2004) bireyle psikolojik danışma uygulamaları yapılmasını önermektedir. Benzer olarak, Van Essen, Ven Del Heuvel ve Ossebaard (2004) zaman-kontrolü derslerinin ve Van Horebeek, Michielsen, Neyskens, ve Depreeuw, (2004) eğitim gruplarının ertelemenin azaltılması amacıyla kullanılacak etkili yöntemlerden olduğunu vurgulamıştır. Ellis ve Knaus’un (1977) bilişsel-davranışçı kuram doğrultusunda geliştirdikleri, mükemmeliyetçilik, öfke/düşmanlık, tahammülsüzlük ve kendini aşağılamaya yönelik tutumların kontrol edilmesi yoluyla uygulanan programlar bulunmaktadır (Academic Skill Center, 2004). Bunun yanı sıra, Schubert ve diğerleri (2000) tarafından geliştirilen, iki aşama ve altı haftadan oluşan, yapılandırılmış bir programın uygulaması da görülmektedir. Bu program çerçevesinde erteleme ile yüksek düzeyde ilişkili olan görevden hoşlanmama, değerlendirilme kaygısı, bağımlılık, mükemmeliyetçilik, rasyonel olmayan inançlar, öğrenilmiş çaresizlik ve düşük öz-saygı üzerinde durulmuştur. Benzer olarak, Uzun Özer ve diğerleri (2013) akılcı duygusal davranış kuramı doğrultusunda uyguladıkları her biri 90 dakikadan oluşan beş oturumluk grupla psikolojik danışma uygulamalarının ertelemeyi azaltmaya ilişkin etkili olabildiğini rapor etmişlerdir. Araştırma çerçevesinde kullanılan öntest, son-test karşılaştırmalı desen, ertelemeye ilişkin rasyonel olmayan düşüncelerin çürütülmesi ve bunların yerine alternatiflerinin bulunması yoluyla uygulanan programın etkinliğini ortaya koymuştur.

Clarry Lay’in erteleme davranışı hakkında 1986’da Journal of Research on Personality’de yayınlanan makalesine göre; bu davranış, başarı, enerji ya da özgüven hislerinden bağımsız olarak gerçekleşir. Diğer bir deyişle, yeteneklerinize güveniyor olmanız, enerjinizin yüksek olması ya da başarma azminiz, yapmanız gerekenleri yapmamanıza engel değildir.

Erteleme Davranışıyla Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Erteleme davranışımızın farkına varmak. Öncelikli olarak ne zaman ve hangi şartlarda erteleme davranışı sergilediğinize dikkat etmeye çalışın. Kendinize karşı dürüst olmak bir işi bilinçli olarak mı ertelediğinizi yoksa o an için bahane bularak mı ertelemeyi tercih ettiğinizi anlamanıza yardımcı olur. İşinizi/sorumluluklarınızı ertelediğinizi fark etmeniz durumunda şu başa çıkma yöntemlerinden sizin için uygun olanları deneyebilirsiniz:

  • İşinizi küçük parçalara ayırmak.
  • Kendinize gerçekçi ve belirgin bir zaman sınırı koymak.
  • Hayır demeyi öğrenmek.
  • Yardım istemek.

Düşünce, davranış ve duygularımızla ilgili farkındalık kazanmak. Gerektiğinde bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyelim. Temelde öfke, gücenme, hayal kırıklığı, bıkkınlık, endişe, korku, utanma, depresyon, umutsuzluk, yorgunluk gibi rahatsız edici durumlardan uzaklaşmak için erteleme davranışı ortaya çıkar. Erteleme davranışına neden olarak mantıklı bahaneler ve haklı nedenler bulunduğunda erteleme eylemleri devam eder. Erteleme davranışının bir alışkanlık olduğu fark edilmelidir. Hatta “erteleyen” kişiden “gerçekleştiren” kişiye dönüşmek için, bu alışkanlığın her alışkanlık gibi zamana, uygulamaya, sürekliliğe, sabra ihtiyacı olduğunu unutmamak gerekir.

Çocuğunuza Zaman Yönetimini Öğretmek

Zaman yönetimi , çocuklara erken yaşlardan kazandırılan planlama ve organizasyon becerilerinin katkısı büyük oluyor. Çocuğunuza öğreteceğiniz zaman planlaması ile ona hayat için önemli bir araç sunmuş olacaksınız. İlerleyen zamanlarda okul çalışmaları ile kişisel çalışmaların, aile zamanı ile sosyal zamanı çakıştığında çocuğunuz gerginlik yaşamadan bu aktiviteleri düzenleyebilecek beceriye sahip olur.

Yoğun bir hayatta çocuklar okul, ev ve sosyal alanlarındaki sorumluluklarını ve aktiviteleri dengelemekte güçlük yaşarlar. Çocuklara sadece zamanı planlamayı değil, zamanı da daha etkili kullanmayı öğretebildiğimizde onlara hayat boyu fayda sağlayacak bir beceri kazandırmış oluruz. Bu beceriyi kazanmak her çocuk için kolay olmuyor ancak sabırlı ve tutarlı olduğunda her çocuk bu beceriyi içselleştirebilir.

Ortaokul öğrencilerinin zaman yönetimi davranışları ile okul performansını araştıran Lydia Liu ve diğerleri (2009), toplamda 814 öğrenci ile yaptıkları çalışmada ilk testlerin ardından 6 ay geçtikten sonra bunların içinden 340 adedine yeniden test yapmışlardır. Sonuçlar planlama ve organize olma davranışlarının okul notları ile pozitif ilişkisini destek niteliktedir. Ek olarak altı ay sonra yapılan ikinci testte zaman yönetimi ile okul notları arasında daha güçlü bir korelasyon bulunmuştur. Bu ise zaman yönetiminin daha uzun vadede daha yüksek bir etkisinin olabileceği şeklinde yorumlanmıştır.

 

Okul Öncesi Dönemde Zaman Yönetimi

Evinizde ulaşılabilir göz önünde olan mutlaka büyük renkli bir takvim ve sayıları rahat okunabilen bir saat bulundurun. Dilerseniz çocuğunuz ile her ay için kendi takviminizi yapabilir, süsleyebilirsiniz. Çocuğunuza sabah kahvaltısında o gün neler yapmayı planladığınızı anlatın. Çocuklar önlerini gördüklerinde daha kontrolde hissederler ve sakin olurlar, aynı zamanda bu açıklamalar ile günü planlamayı, etkinlikleri sıralamayı öğrenirler.

Çocuğunuzun zaman algısını oluşturmak için mutlaka sabah, öğlen, akşam, sonra, önce gibi kavramları kullanın. Sonra-önce kavramını kullanırken çocuğunuzun bildiği bir etkinlik ile birleştirmeniz faydalı olacaktır (öğle yemeğinden sonra, uyumadan önce vb).

Çocuğunuzla sınırlı bir zamanda bir etkinlik başlayacak, bitecek ise mutlaka zamanı saat üzerinde gösterin. Örnek üzerinden gidersek; saat 10’da evden çıkmamız gerekiyor. Bak 10’un üzerine araba yapıştırması koydum bu evden çıkacağımız zaman. Bu kısa kol arabaya geldiğinde ayakkabılarını giymiş bir şekilde evden çıkmaya hazır olman lazım diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuz saati kontrol ederek zamanını yavaş yavaş ayarlamayı öğrenir. Bu yöntemi birçok farklı alanda kullanabilirsiniz; ebeveyninin işini bitirmesini beklerken, kitap okuma saati, evden çıkma saati, anneannenin gelme zamanı vb.

Okul Çağı Çocuklarda Zaman Yönetimi

Bu yaş dönemindeki çocukların zaman algısı bir önceki gelişimsel döneme göre daha gelişmiştir. Çocuğunuz ile gün içi zamanları, o gün içinde ne kadar fazla etkinlik yapabileceğinizi, çalışmasını tamamlamak için ne kadar süreye ihtiyacı olduğunu konuşabilirsiniz.

 Çocuğunuza bir ajanda alabilir veya bir ufak defteri ajandaya dönüştürebilirsiniz. Çocuğunuza ödevlerini, projelerini teslim tarihlerini, önemli günleri, gezileri, doğum günlerini buraya kaydetmesine yardımcı olun. Bazı çocuklar için yine büyük aylık takvimi odasının duvarına asmak ve oraya not almasını sağlamak daha etkili olabilir. Çocuğunuza ajandasına/takvimine o gün için planladığı etkinlikleri, yapması gerekenleri süreleri ile yazmasına yardımcı olun. Etkinliği tamamladığında ise ne kadar süre geçtiğine bakın ve tahmini ile karşılaştırın. Bu sayede çocuğunuz belirli etkinlikleri yapmanın ne kadar zaman aldığını öğrenir, içselleştirir.

Çocuğunuza öncelik belirlemeyi öğretin. Her şeyi bir anda düzgün bir şekilde yapamayacağını, öncelik sıralaması yapmasının önemini belirtin.

Tüm Yaş Grubundaki Çocuklarda Zaman Yönetimi

  • Zaman tanıyın. Çocuğunuza yapılması gerekeni o anda söylemeyin. Bir 5-10 dakika önce bir hatırlatmada bulunun. Örneğin akşam yemeğine 10 dk sonra oturuyoruz. Bu sayede çocuğunuz o anda yaptığını tamamlayabilir, zamanını yönetebilmeyi öğrenir.
  • İyi bir örnek olun. Zamanlama konusunda ve zamanınızı etkili kullanma konusunda çocuğunuza iyi bir rol moodel olun. Çocuğunuzu zamanında okuluna götürün, okuldan alın. Söz verdiğiniz saatlere sadık kalmaya çalışın.
  • Çocuğunuz zaman yönetimini iyi yapmadığında sonuçlarını çocuğunuzun yaşamasına fırsat verin.Çocuğunuza ödev zamanını etkin kullanmadığında yapmak istediği etkinliklere daha az zamanı kaldığını anlatın.

Tırnak Yeme Problemi için TIKLAYINIZ.

İletişim Formunu Doldurun Biz Sizi Arayalım...

Call Now Button